Boydak Holding’ten iş müjdesi

April 25, 2009 by andajans1968

Boydak Holding’in Kayseri, Adapazarı ve Bursa fabrikaları için 260 elemana ihtiyaç var.

Boydak Holding’ten yapılan yazılı açıklamada, mobilya sektöründe uygulanan KDV indirimi doğrultusunda artan taleplerle ilgili üretimin artırılması yolunda karar alındığı belirtildi.

Boydak Holding Üst Yöneticisi (CEO) Memduh Boydak, konuya ilişkin değerlendirmesinde, uygulanmaya başlanan KDV indirimiyle birlikte sektörün hareketlenmeye başladığını dile getirerek, ”Müşterilerimizin taleplerini eksiksiz karşılamak amacıyla fabrikalarımızda 260 kişiye istihdam sağlayacağız. Sektörümüzde yaşanan olumlu gelişmeler devam ettikçe istihdam sayısını artırmayı düşünüyoruz. Mobilya sektöründe İstikbal, Bellona, Mondi markalarımızla gerek pazar payı gerek istihdam rakamları olarak sektörün lideri olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Sendika 1400 işçiyi krize kurban etmedi 7025 çalışanın maaşı yüzde 35 indi

April 23, 2009 by andajans1968

Oyak ve sendika yöneticileri ortak bir karar alarak, Erdemir’de 7 bin 25 çalışanın maaşını indirme yoluna gitti. Buna göre üst düzey yöneticiler, beyaz yakalılar ve işçiler 16 ay boyunca maaşlarını yüzde 35 eksik alacak. Böylece 1400 Erdemir işçisi, krize kurban edilmeyecek.

TÜRKİYE’nin en büyük yassı çelik üreticisi Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (Erdemir), ekonomik krizden daha az etkilenmek amacıyla işçi ücretlerinde yüzde 35 oranında indirime gitti. Toplam 7 bin 25 işçinin ücretlerinde yaptığı yüzde 35’lik indirim, 16 ay süreyle geçerli olacak. 1400 işçinin ekonomik krizde mağdur edilmemesi için alındığı belirtilen bu karar, İskenderun Demir Çelik İşletmeleri’nde de (İsdemir) uygulanacak.

Sendika ile ortak karar

Oyak bünyesindeki Erdemir yöneticileri ile işçileri temsil eden Türk Metal Sendikası, Oyak ve işveren sendikası Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) yöneticileri dün İstanbul’da biraraya gelerek, ’işçi çıkarma yerine, aylık ücretlerde indirime gitme’ kararı aldı. Türk Metal Sendikası Ereğli Şubesi Yönetim Kurulu, Erdemir’deki 5 bin 220’si sendikalı toplam 7 bin 25 çalışan ile İskenderun Demir Çelik İşletmeleri’nde çalışanları da kapsayan ücret indirimini kamuoyuna yazılı bir açıklama ile duyurdu.

Türk Metal Sendikası’nın Türk demir çelik sektöründe, ekonomik kriz nedeniyle görülen büyük daralmanın sıkıntısını çektiğinin belirtildiği açıklamada, şöyle denildi: “Türk sanayisinin en önemli kuruluşlarından biri olan Erdemir ve İskenderun Demir Çelik İşletmeleri, bu daralmanın etkisi altındadır. Sendika olarak ekonomi ve sanayi dalında uzmanlaşmış bilim adamlarıyla yapmış olduğumuz görüşmeler, daralma tespitini doğrulamıştır. Dolayısıyla Türk Metal Sendikası olarak içinde bulunduğumuz süreçte, neler yapılabileceği konusunda Erdemir yetkilileriyle görüşerek bir karar aşamasına geldik.”

Ücret indiriminin 16 aylık bir süreyi kapsadığı belirtilen sendikanın açıklamasında şu ifadeler de yeraldı: “Varılan noktada halen yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendikamız ile Erdemir işvereni (Oyak) arasında, yürürlükteki toplu sözleşmenin maddelerinde, bir sonraki sürecin başlangıcı olan 31 Ağustos 2010 tarihine kadar, yani 16 aylık süre için tadilat yapılması konusunda mutabakata varıldı. Varılan bu mutabakat sonucu, Erdemir’de çalışan üst düzey yöneticiler dahil, beyaz yakalılar ve sendikamız üyesi metal işçileri 31 Ağustos 2010 tarihine kadar ücretlerini yüzde 35 oranında bir azalma ile alacak. Bu mutabakat, Ereğli ve İskenderun Demir Çelik İşletmeleri’nde çalışan ve işten çıkarılmaları söz konusu olan 1400 metal işçisinin ekonomik daralmaya kurban edilmemesi içindir.”

218 milyon liralık maliyet avantajı

ÇALIŞANLARIN yüzde 10’unun işine son verilmesi de dahil birkaç opsiyonu değerlendiren şirketin, ücretlerde indirime gitmesi maliyetler açısından olumlu olarak nitelendirildi. Erdemir’in 2008’de maaş ödemeleri için 829 milyon lira harcadığı belirtilen İş Yatırım’ın konuyla ilgili raporunda, ikinci çeyrekten itibaren yapılacak yüzde 35’lik indirimin 2009’da 218 milyon lira civarında maliyet avantajı getireceği hesaplandı.

İşçi çıkarmak vicdani gelmedi

KRİZ döneminde iş bulmanın çok zor olduğunu dile getiren Erdemir yetkilisi, şöyle konuştu: “Bu kararı alırken çok düşündük. Çünkü işçileri çıkarmak ve onları kapı dışına koymak bize vicdani gelmedi. Firmalar işçi çıkarıp ya da ücretsiz tatillerle sorunu çözdü. İşçi çıkarmak hiç iyi değil. İşsizlik artarken iş bulma ortamı da ortadan kalkıyor.”

AGSD: Vicdan ile cüzdan arasındayız

April 20, 2009 by andajans1968

Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD) Başkanı Canip Karakuş, işsizlikteki son rakamların üzüntü verici olduğunu belirterek, Türk iş dünyasının vicdanı ile cüzdanı arasına sıkıştığını ifade etti.

Karakuş, zor günlerden geçen giyim sanayicileri sektörünün istihdam azaltarak ayakta kalmaya çalıştığını kaydederek, “Bir insanı işten çıkarmak hiç kolay bir iş değil. İnsanın vicdanı sızlıyor. Hepimiz dişleri çekilen file döndük. Belki hala yaşayan bir varlığız ancak, kıymetli dişlerimizi ve değerlerimizi kaybettik. Bundan çok üzüntü duyuyoruz” dedi. İşsizlik rakamlarının açıklanacağı günün gecesinde uyumakta zorlandığını ve ortaya çıkan rakamlardan vicdan azabı duyduğunu ifade eden Karakuş, yetişmiş işçiyi işten çıkarmanın, Güneydoğu’da bir askerin şehit olması kadar acı verici olduğunu belirtti. Karakuş, şunları söyledi: “Maalesef bu derin kriz, ekonomideki Mehmetçiklerimizi elimizden alıyor. Her gün bir kaç bin kişiyi şehit vermek, katlanılacak bir acı değil. Bundan sonraki aşamada çıkacak ekonomi paketlerinin içerisinde ’insan; olmak zorunda. ’Şu kadar para gelmiş, bu kadar para çıkmış’, hepsi boş. Asıl olan kaç kişi işe girdi, kaç kişi doydu, ona bakmak lazım.”

Kriz su tercihlerini bile etkiledi

April 15, 2009 by andajans1968

Hayat Su Genel Müdürü Yeşim Güra, krizle birlikte 2008′in son çeyreğinden itibaren su sektöründe bir miktar yavaşlama hissettiklerini ifade ederek, “Tüketiciler, daha önce haftada bir damacana alırken, şimdi 2 haftada bir alıyor. Daha ucuza, ekonomik boylara kayış var” dedi.
Yeşim Güra, Conrad Otel’de düzenlediği basın toplantısında, 2007 sonunda ambalajlı su pazarının hacminin yaklaşık 7,9 milyar litre, sektördeki toplam cironun ise yaklaşık 2,5 milyar TL olduğunu, geçen yıl sektör hacminin 8,6 milyar litreye, toplam cironun ise yaklaşık 3 milyar TL’ye ulaştığını kaydetti.
Güra, “2008′de damacana pazarı yüzde 4, pet su perakende pazarı ise yüzde 21 büyüdü. Sektörün aynı büyüme çizgisini bu yıl da devam ettirmesini bekliyoruz” dedi.
Su sektörünün hızlı büyüdüğüne dikkati çeken Güra, “2007, sektör için çok iyi bir yıldı. Geçen yıl ise tonaj bazında yüzde 10 büyüme oldu. Krizle birlikte 2008 sonundan itibaren bir miktar yavaşlama hissettik. Yine de büyüme devam ediyor. Bu yıl sektörün yüzde 7-8 büyüyeceğini öngörüyoruz” şeklinde konuştu.
Krizle birlikte 2008′in son çeyreğinden itibaren su sektöründe bir miktar yavaşlama hissettiklerini ifade eden Güra, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Tüketiciler, daha önce haftada bir damacana alırken, şimdi 2 haftada bir alıyor. Daha ucuza, ekonomik boylara kayış var. Ucuz alan kişiler bazen kategori dışına çıkıp musluk suyuna yöneldi. İdareli kullananlar var. Belli bölgelerde yaptığımız araştırmada belli tüketici kitlelerinde böyle ekonomi yapma durumu var. Bursa’da yüzde 20′ye yakın ciddi bir düşüş var. Ankara pazarında bir yavaşlama var.”
Geçen yıl maliyetleri fiyatlara yansıtma imkanı bulduklarını ifade eden Güra, “Bu yıl su fiyatlarında artış beklenmiyor” öngörüsünde bulunurken, sektörden çıkan firmalar da olduğunu, krizle birlikte sıkışanların sayısının arttığını kaydetti.
“HAYAT SU 2009′DA YÜZDE 10 BÜYÜME HEDEFLİYOR
Yeşim Güra, Hayat Su’yun pazar payının yüzde 10 olduğunu belirterek, “Hayat Su olarak, bu yıl pazarın büyümesinin üzerinde, yüzde 10 büyüme hedefliyoruz. Bu yıl ciro adetin,tonajın gerisinde olacak” dedi.
Cirolarının yüzde 10′unu yatırımlara ayırdıklarını, bu yıl damacana dışında 10 milyon TL yatırım planladıklarını kaydeden Güra, iyileştirme yatırımları, kapasite artırımı, şirket ya da kaynak satın alma arayışları bulunduğunu, şirket satın alınması konusunda şu anda net bir şey olmadığını söyledi.
15 ülkeye ihracat yaptıklarını, cironun yüzde 5′inin ihracattan oluştuğunu anlatan Güra, maden suyu kolunda da büyüme hedeflediklerini, bu ürün grubunda çeşitlendirmenin mümkün olduğunu kaydetti.
Su pazarında çok sayıda oyuncunun yer aldığını, 236 tane ruhsatlı su üreticisi bulunduğunu kaydeden Güra, tüketicilerin su konusundaki bilincinin arttığını vurgulayarak, “Korsan dolum var, yer yer yaşanıyor. Bunlara karşı tedbirli olmak lazım” dedi.

Arçelik yine lider oldu Hakan Şükür de marka çıktı

April 13, 2009 by andajans1968

Nielsen’in bu yıl 15’incisini yaptığı ’Markalar’ araştırmasında Türkiye’nin en tanınan markası ve firması Arçelik oldu. Araştırmada Galatasaray’ın eski futbolcusu Hakan Şükür de ismi marka olan sporcular listesinin ilk sırasında yer aldı.
ARÇELİK, Nielsen’ın geleneksel “Markalar” araştırmasının 15’incisinde de 10 yılı aşkın süredir sahip olduğu ’ilk akla gelen marka’ ünvanını korudu. Önceki yıla göre Arçelik’i belirtenlerin oranı bu yıl azaldı. Adidas, Arçelik’in ardından en çok hatırlanan ikinci marka oldu. Nike ve Ülker üçüncülüğü paylaştı. Tüketicilere “İsminin bir marka olduğuna inandığınız sporcuyu belirtir misiniz?” sorusu yöneltildiğinde yarıya yakını herhangi bir sporcu adı belirtmedi. Marka olduğuna inanılan sporcular sorgulamasında Hakan Şükür ilk sırada yer aldı. Nielsen’ın araştırmasında ilk hatırlanan firma sorgulamasında da Arçelik liderliğini sürdürdü ancak 2003’den bu yana düşmekte olan belirtilme oranı bu yıl da geriledi. Yakın hissedilen marka sorgulamasında da geçen yıl olduğu gibi Arçelik lider, Ülker ikinci sırada. Bu arada İnternet Servis Sağlayıcı kategorisinde TTNet, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da önemli bir sıçrama yaptı. TTNet bir önceki seneye göre bilinirliğini yüzde 23.1 artırdı.
İlk hatırlanan marka
Tüketicilere hiçbir kategori hatırlatması yapılmaksızın akıllarına ilk gelen markanın hangisi olduğu sorulduğunda Arçelik en fazla belirtilen ve ayrışan marka. Adidas en fazla belirtilen ikinci marka. Nike ve Ülker üçüncülüğü paylaşıyorlar. İlk akla gelen marka sorgulamasında Arçelik ilk sıradaki yerini korumakla birlikte geçen yıl sağladığı artışı bu yıl kaybettiği görülüyor. Adidas’ın ilk akla gelen marka olarak belirtilme oranı dikkat çekici düzeyde artış gösterdi. Adidas ve Nike’ın yakın hissedilen marka olarak belirtilme oranı önceki yıla göre artarken, Arçelik ve Ülker’de azalma görülüyor.
Hiçbir ürün, marka ya da kategori hatırlatması olmadan tüketicilere “ilk hatırladığınız firma hangisidir?” sorusu yönetildiğinde Arçelik, ilk hatırlanan marka sorgulamasında olduğu gibi yine lider durumda. Ardından Koç ikinci, Ülker üçüncü sırada yer alıyor. Dönemsel değişimler incelendiğinde Arçelik’in 2003’den bu yana sürekli gerileyen belirtilme düzeyini bu yıl da devam ettiği görülüyor. Koç’un geçen yıl en düşük düzeyine inen belirtilme düzeyi bu yıl artış gösterdi.
Yakın hissedilen marka
Tüketicilere kategori belirtmeden “kendinize en yakın hissettiğiniz marka hangisidir?” sorusu yöneltildiğinde Arçelik yine lider durumda. Ülker ise Arçelik’e oldukça yakın oranla belirtilmiş ve ikinci sırada. Spor giyim markaları Adidas ve Nike bu iki markanın ardından geliyor.
2008’de parlayanlar
Kategorilerinde 2008’de lider durumda olan markaların 2007’ye kıyasla belirtilme düzeylerinin ne oranda değiştiği incelendiğinde 2008’de belirtilme düzeyini en fazla arttıran markanın, 23 puan artış ile internet servis sağlayıcı kategorisindeki TTNet olduğu görülüyor. Bira kategorisinde Efes Pilsen 12 puan artış göstererek belirtilme düzeyini en fazla arttıran ikinci marka oluyor.
Gazetede Hürriyet cep telefonunda Nokia
KATEGORİLERE göre lider markaların belirtilme oranlarına bakıldığında cep telefonu kategorisinde Nokia tüm kategorilere göre belirtilme oranı en yüksek olan lider marka. Ardından kolalı gazlı meşrubat kategorisinde Coca-Cola ve diş macunu kategorisinde İpana geliyor. Kategorilerinde lider markalar olmalarına karşın belirtilme düzeyleri en düşük olan kategori ve markalara bakıldığında ise özel hastanelerde Acıbadem Hastanesi, hazır giyimde LCW ile kedi-köpek mamasında Whiskas’ın en düşük belirtilme düzeyine sahip lider marka olduğu görülüyor. Gazete kategorisinde lider marka Hürriyet olurken TV kategorisinde ise bu ünvanı Kanal D aldı.
Sanatta Tatlıses
TÜKETİCİLERE “İsminin bir marka olduğuna inandığınız sanatçıyı belirtir misiniz?” sorusu yöneltildiğinde her 5 kişiden 2’si herhangi bir sanatçı adı belirtmiyor. Marka olduğuna inanılan sanatçılar sorgulamasında sırasıyla İbrahim Tatlıses ilk sırada. Özellikle son dönemde belirtilme düzeyinde önemli artış görülüyor. Hülya Avşar ve Tarkan kendisini takip ediyor.

Türk Telekom’dan Turkcell’e, ’fazla ücret’ davası

April 10, 2009 by andajans1968

Türk Telekomünikasyon A.Ş, Turkcell’e alacak davası açtı. Türk Telekom’dan İMKB’ye gönderilen yazıda, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’ye imzaladıkları şebekelerarası irtibat ve işbirliği sözleşmesine ve mevzuata aykırı davranış gösterip “yüksek miktarda çağrı sonlandırma ücreti alması nedeniyle ödenen fazla ara bağlantı ücretlerinin tahsili ve doğan zararın tazminine” ilişkin olarak 8 Nisan 2009’da Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/232 esas sayılı dosyası ile alacak davası açıldığı bildirildi.

Türk Telekom’un İMKB’ye gönderdiği yazıda şunlar dile getirildi: “Söz konusu dava, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş’nin sözleşmeye ve hukuka aykırı olarak, şirketimize, kendi abonelerine uyguladığı çağrı sonlandırma ücretinden daha yüksek ücret uygulaması ve bu yöndeki eylemini devam ettirmesi sebebiyle, şirketimizin maruz kalınan doğrudan veya dolaylı zararlarının giderilmesi gerekçesiyle açılmış olup, bahse konu davada, fazlaya ilişkin her türlü haklarımız saklı kalmak üzere, fazladan ödenmek zorunda kalınan ara bağlantı ücreti için şimdilik 10 bin lira ve uğranılan doğrudan veya dolaylı zararlar için de şimdilik 10 bin liranın tahsili talep edilmiştir.”

Suistimal var

Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany, bir kez daha Turkcell’in iki cephede kazanamayacağını belirterek şunları vurguladı: “Turkcell, hem istediği biçimde şebeke içi tarifeyi müşterilerine sunup, hem de nispeten yüksek mobil sonlandırma ücretlerini uygulamaya devam edemez. Perakende ücretlerin düşük olmasına izin veriliyorsa, sonlandırma ücretinin mutlaka düşmesi gerektiği gerçeği birçok ülkede düzenleyici kurumlarca kabul edilmeye başlandı. Geçen yıl boyunca önümüzdeki 2-3 senede mobil sonlandırma ücretlerinin en az yüzde 50 düşmesi gerektiğini söyledik. Turkcell’in en düşük şebeke içi ücretine bakıldığında, sonlandırma maliyetinin 3 Kuruş’un çok üzerinde olamayacağı ve kesin surette 4 Kuruş’tan fazla olmadığı tartışılmaz gerçeğinden kaynaklanmaktadır.”

1.5 milyar liralık temettü rekoru

TÜRK Telekom, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) hisse senetleri işlem gören şirketler arasında en yüksek temmettü dağıtan kurumlardan biri olacak. Türk Telekom’dan İMKB’ye gönderilen açıklama şöyle denildi: “Şirketimizin 11 Mayıs’ta yapılacak olağan genel kurulunda 2008 net dağıtılabilir dönem kárının birinci ve ikinci tertip yasal akçeler ayrıldıktan sonra, kalanın yüzde 100’ü olan 1 milyar 490 milyon 156 bin TL’nin nakit temettü olarak dağıtılmasının (1 kuruş nominal değerli beher hisse için brüt 0.42 kuruş-yüzde 42 nakit temettüye tekabül etmekte) teklif edilmesi kararlaştırıldı.”

Temassız kartlar 50 milyona ulaştı

April 7, 2009 by andajans1968

Öde-geç özellikli MasterCard PayPass kullanıcı sayısı dünyada 50 milyona ulaştı. Türkiye’de Garanti Bankası, Bank Asya ve Akbank, müşterilerine bu kredi kartını sunuyor.

Halihazırda tüketiciler dünyada 141 bin satış noktasında, öde-geç kartlarını kullanarak 35 TL altındaki alışverişlerini tek bir dokunuşla, şifre girme ya da imzaya gerek duymadan gerçekleştirebiliyor.

Fannie ve Freddie ikramiye verecek

April 4, 2009 by andajans1968

ABD’de devlet yardımıyla kurtarılan iki mortgage sağlayıcısı Fannie Mae ve Freddie Mac’in 18 ay içinde 7 bin 600 çalışanına, başka şirkete geçmemeleri için 210 milyon dolarlık ikramiye ödeme planı politikacıların protestosuna neden oldu.

Fannie ve Freddie, ABD Hazinesi tarafından sermaye enjeksiyonuyla destekleniyor.

Telefon sabit, konuşma sınırsız

April 1, 2009 by andajans1968

GSM operatörlerinin müşteri çekmek için geliştirdiği sınırsız tarife uygulamasının benzerini Türk Telekom da sabit hatlar için hayata geçirdi. Telefonla çok konuşan müşterilere yönelik yeni bir paket açıklayan şirket, Jettfon tarifesine geçenlere tüm vergiler dahil ayda toplam 62 liraya konuşma imkânı sunuyor.

Telekom aboneleri, bu ücret karşılığında şehiriçi ve şehirlerarası sabit hatlarla sınırsız konuşabilecek. Sadece şehiriçi konuşmak isteyenler ise vergiler dahil aylık 55 lira ödeyecek.

Türk Telekom Pazarlama Başkanı Erem Demircan, düzenlenen basın toplantısında yeni tarifeleri Jettfon’la ilgili ayrıntıları aktardı. Cep telefonu konuşmalarının yüzde 50’sinin evden, yüzde 60-70′inin kapalı alanlardan yapıldığını belirten Demircan, bu yeni tarife ile hem 60 TL civarında telefon faturası olanların hem de ev içinde GSM kullanımını tercih edenlerin hedef kitlelerinde yer aldığını söyledi. ‘Her sınırsızın bir sınırı vardır’ diyen Demircan, adil kullanımı sağlamak ve istismarları önlemek için abonelere şehir içinde 3 bin dakika, şehirlerarasında 3 bin dakika verdiklerini belirtti. 3 biner dakikayı geçen aramalar ile diğer yönlere aramaların Standart Hatt tarifesi üzerinden fiyatlandırılacağı bilgisini veren Demircan, evden uzun konuşma kültürünün çok yaygın olmadığı, bu tarifenin bu kültürü yerleştirmeye yeterli olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine, yaptıkları araştırmaların, sınırsız konuşma olanağının telefon kullanımını artıracağını gösterdiğini belirtti. Demircan, akşam konuşturan tarifelerine geçen 250 bin kişinin akşam saat 18.00′den sonraki telefon trafiklerinin yüzde 72 arttığına işaret etti. “Sınır tanımayanlar” konseptine sahip Jettfon tarifesinin tanıtımı, Cem Yılmaz’ın canlandırdığı Ali Tınay ve JemBey karakterleriyle, gerçek ve animasyon görüntülerinin bir arada yer aldığı reklam filmleriyle gerçekleştirilecek.

Gazetecilerin sorularını cevaplandıran Demircan, Türk Telekom’un, sabit telefon, GSM, genişbant internet ve önümüzdeki günlerde hizmete girecek IPTV ile 4 alanda birden var olduğunu ifade etti. Türk Telekom söz konusu hizmetlerin hepsini veya bazılarını bir araya getiren ürünler, tarifeler de sunacak. Erem Demircan, şehiriçi görüşmelerin rekabete açılmasına ilişkin olarak ise rekabetin pazarı büyüttüğünü, şehirlerarasında alternatif operatörlerin pazar payının yüzde 30′lara yaklaşmasına karşılık kendi kullanımlarının da arttığını, şehiriçinde de pazarın büyüyeceğine inandıklarını kaydetti. Demircan, ekonomik krizin telefon trafiğine etkisi konusunda da, “Ses trafiğinde bir değişiklik yok. İnternet kullanımında ciddi bir artış söz konusu. İnsanlar evde daha fazla zaman geçiriyor. Ekim 2008′den Şubat 2009′a internet kullanımı yüzde 19 arttı.” diye konuştu. Türk Telekom Satış Başkanı Aydın Çamlıbel ise dünyadaki tüm yerleşik operatörlerin içinde en fazla seçenek sunanlardan biri olduklarını ifade etti. Çamlıbel, 1 milyondan fazla kişinin yeni nesil tarifelerini tercih ettiğini bölgesel, kişilere özel tarife paketleri çıkarmaya devam edeceklerini de kaydetti.

İki ayda 400 bin kişi Jettvell’e geçti

Erem Demircan, bu yılın başında tanıttıkları Jettvel tarifelerinin büyük ilgi gördüğünü söyledi. Demircan, 8 haftada 400 binden fazla Jetvell tarifesinin satıldığı bilgisini verdi. Türk Telekom’un kontörlü sabit hat tarifesi Jettvell, şehir içi aramalarda 19 TL karşılığında 100, 23 TL karşılığında 200, 27 TL karşılığında 300 dakika konuşturuyor. Fiyatlara vergiler dahil. Jettvell sabit ücretten şikâyet eden aboneler için alternatif olarak geliştirilmişti. Demircan, müşteri memnuniyeti çerçevesinde tüm Türkiye’de 170 Türk Telekom ofisinin 75′inin yenilendiğini, 19′unun yenilemenin son aşamasında olduğunu, 30′unda da çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

“Türkiye son çeyrekte büyümeyi yakalar”

March 30, 2009 by andajans1968

Finansbank Grup CEO’su Ömer Aras, global krizde devlet yardımı almamış tek bankacılık sektörünün Türkiye’de olduğunu ve kutlanması gerektiğini söyledi. Aras, ABD’den iyi sinyaller geldiği için krizin dibi bulduğu inancını taşıdığını belirterek, “Türkiye son çeyrekte büyümeyi yakalar. Reel sektörün desteklenmesi dolaylı olarak bankacılara da yarıyor” dedi.

Sabah Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Aras, IMF anlaşmasının son derece önemli olduğunu belirterek, “çünkü Türkiye, kaynakları yeterli olmadığı için dışarıdan kaynak alan bir ülke. Dolayısıyla IMF ile anlaşma bir güven unsuru taşıyor. Bunun önceden yapılması daha yararlı olurdu ama bunun mutlaka da yapılması gerekiyor. Bu yeni çıkarılan esneklik limitleri bildiğim kadarıyla bizim durumumuza uygun değil. IMF bizimle klasik bir stand by anlaşması yapmayı tercih edecek. Bu da güvence anlamında ihtiyaçlarımıza uygun” dedi.

Aras şöyle devam etti:

“Türkiye IMF anlaşmasını erken yapsaydı çok daha iyi olurdu da tam diyemeyiz çünkü herkes artık biliyor ki Türkiye ekonomisi göreceli olarak bu krize çok daha sağlam girdi. Özellikle finans sisteminin yapısı bunu ortaya koydu. 2001 yılı krizinden sonra alınan önlemlerin bugün avantajlarını yaşıyoruz.

Açılan paketler olumlu. Finans sektör, sermaye yeterliliği gibi konularda belli bir güçle bu krizi geçiriyor. Buradaki risk, kredi riskidir. Kredi riski de bankaların bilançosu geçmişe nazaran bireyseli olsun, KOBİ kredisi olsun çok daha yüklü. Dolayısıyla reel sektörün kendi çarklarını çevirmesi, iş hacmi yaratması, ekonomiye canlılık getirmesi bu kredilerin devamını sağlayacak. O anlamda verilecek desteğin reel sektöre olması son derece doğru bir karar. Bu çünkü dolaylı olarak bizi de etkiliyor.

Krizin Batı’da dibine gelindiğine inanıyorum. Özellikle izlememiz gereken ABD ekonomisi. Oradan gelen son sinyaller olumlu. ABD’nin bu işten öncelikle çıkacağını, Avrupa’da ise krizin çıkışının biraz daha zaman alacağını düşünüyorum. Tabii ABD’nin bu krizden çıkma trendinde olduğunun yansıması hemen olumlu olacak. Türkiye son çeyrekte tekrar büyümeyi yakalayabilir. 2008′in son çeyreği kötüydü. Bu yılın son çeyreğiyle mukayese edince, iyi olma ihtimali yüksek.”

Finansbank’ın likiditesi en yüksek bankalardan bir tanesi olduğunu kaydeden Aras,”Aynı zamanda ana hissedarı NBG’nin de kendi ülkesinde likiditesi en yüksek banka olması dolayısıyla grup olarak herhangi bir likit sıkıntısı yaşamadı. Belirli segmentlerde örneğin KOBİ ya da bireysel bankacılığın belli alanlarında değişik politikalar uyguladık. Ama finansbank hiçbir zaman kredilerini durdurmadı. Bilakis yeniden yapılandırmaya ve müşterisine destek olmaya devam etti” diye konuştu.

Aras,”Biz paket falan beklemiyoruz. Bankacılık sektörü ne bekliyor derseniz, onu söyleyeyim. Biz kendi yasamızla ilgili bir değişiklik bekliyoruz. Bu çok önemli. Çünkü mevcut bankacılık yasası bir reaksiyon yasası. 2001 ve 2002′de bankacılıkta yaşanan krize ve o zamanki yönetim tarzındaki yapılmış bir takım düzensiz hareketlere karşı yapılmış çok sert bir reaksiyon yasası. Biz bunu istemiyoruz.

Avrupa Birliği normlarına uymasını istiyoruz. Şu anda ayrıca dünyada yeni bir regülasyon dönemine giriliyor. Göreceksiniz, önümüzdeki birkaç ay içinde finansal regülasyonlarda değişiklikler olacak. Bizim de hem bu yeni uygulamaları adapte etmek adına bankacılık yasasında değişiklik yapmamız lazım” dedi.

Aras şöyle devam etti:

“Bankacılık yasasında bir zimmet maddesi var. Bankacıların 20 yıl süreyle herhangi bir krediyle ilgili bir sıkıntı olduğu takdirde bunu siz zimmetinize geçirdiniz şeklinde yorumlayarak çok ciddi yaptırımlar getirebilir. Bu çok ciddi bir baskı yaratıyor. Ya da bir müşterinin kredisinde iskonto yapılacak. Adamın 100 lira borcu var, 80 lira ödesin kapatalım dediğiniz anda zimmete girebiliyorsunuz. Dolayısıyla bu tür esneklikleri bankacılık sistemine güvenerek verilecek bir değişikliğin olmasını istiyoruz. İkinci yapılması gereken şey de vergi. Vergi avantajınınsadece yurtdışından alınan kredilerde olması sorun yaratıyor. Bu ortadan kaldırılmalı.”

SORUNLU KREDİLER

Sorunlu kretilerin şu anda yüzde 4′ler civarında olduğunu belirten Aras,”Bu, geçen yıl yüzde 3.5′ler seviyesindeydi. Kredi kartlarında daha yüksek, kurumsal da daha düşük gibi segmentlere göre farklılık gösteriyor. Finansbank’ın bu rasyoları sektör ortalamasının altında.

Önümüzdeki dönemde hani segmentlerin sorunlu kredi yaratacağını bilmiyoruz. Bu tamamen kamudan gelecek desteklerle bağlantılı. Kamu KOBİ’lere yönelik bir destek verdiği takdirde, o taraftaki sorunlu krediler azalacak” dedi.

Aras şunları söyledi:

“Genel olarak kurumsal ve büyük kredilerde sorun yok. Çünkü o krediler projelere verilmiş. Genelde sıkışıklık, orta ölçekli firmaların kullandığı kredilerde. Bireysel kredilerin geri dönüş oranları genelde daha iyi oluyor. Türkiye bu krize ilk defa bu kadar geniş kredi portföyüyle girdi. Morgage kredisi olsun, otomobil kredisi olsun çok daha büyük boyutta şu anda.

Kriz sonrası Türk bankacılığına baktığımızda yabancı bankalar şayet yurtdışında birleşirse burada da birleşmeler bekleyebiliriz.

Ayrıca burada çok başarılı olmayan bankalar gitmek isteyebilirler. Her kriz, çalkantı bankacılıktaki dengeleri değiştiriyor neticede.

Batı’nın bu krizi nasıl esasında iyi yönetemediğini görüyoruz. Biz olsaydık bu işi daha iyi yönetirdik. Çünkü kriz ortamında otomatik gelişmiş reflekslerimiz var artık. Mesela herhangi bir talep daralmasında bankadaki maliyet kontrolünü çok daha etkin yapabiliyoruz. İnsanları daha esnek bir şekilde anında başka bir bölüme kaydırabiliyoruz. Daha önce kredi kartı pazarlayanlar, kredilerin yeniden yapılandırılması ve görüşmelerin sürdürülmesi işine yönlendirildi mesela. Basit gibi görünüyor ama büyük organizasyonlarda bunu yapmak imkânsız.

Bence bankacılık sektörünü kutlamak lazım. Bakın dünyada gelişmiş olan ve gelişmekte olan ülkelerde yegane devlet yardımı almamış bankacılık sektörü Türkiye’de. Buna ABD, İngiltere, Fransa, Almanya dahil. Bu bankacılık sistemimizin 2001 sonrası sadece alınan tedbirler yüzünden değil, bankacıların da çok daha tedbirli risk yönetimi sergilemesi yüzünden oldu. Onun için bankacılara yüklenmek yerine, bankacıların müşterisi olan reel sektörü destekleyip, hep birlikte bu krizden çıkmak en doğrusu.

Yatırım bankacılığı bu krizde bir yara aldı ama çok iyi eğitimli olduklarından bankacılar başka alanlara kayabilir. Dolayısıyla bankacılık kendi içinde belli bir değişim geçirecek. Parayla yapılan bir meslek olduğu için yok olması mümkün değil ama yatırım bankacılığı kabuk değiştirecek.”