Gönderen: andajans1968 | Ağustos 17, 2011

Asit Yağmurları Oluşumu

Asit Yağmurlarının Oluşumu,
Asit Yağmurları Nasıl Oluşur,
Asit Yağmurları Oluşumu hakkında bilgi

Asit yağmurları, fosil yakıt atıklarının doğal su döngüsüne karışmasıyla oluşur. Kömür ve petrol gibi fosil yakıtların yakılması sonucu atmosferde kükürt ve azot içeren gazlar birikir. Bu gazlar havadaki su buharıyla birleşince bir kimyasal tepkime meydana gelir. Bu tepkime sonucunda sülfürik asit ve nitrik asit damlaları oluşur. Güneş ışığı bu tepkimelerin hızını artırır. Yeryüzündeki sular Güneş’in etkisiyle ısınınca, bunların bir kısmı buharlaşarak yükselir ve atmosfere karışır. Böylece yükselen nemli havadaki su buharı yoğunlaşarak yeniden sıvı durumuna geçer. Bunlar da bulutları oluşturur. Sonuçta oluşan, çok miktarda kükürt ve azot içeren bu tip yağmurlara “asit yağmurları” denir. Atmosferdeki asit, yalnızca yağmurlarla değil, kar, sis, havadaki gazlar ve tanecikler yoluyla da yeryüzüne iner.

Gönderen: andajans1968 | Ağustos 17, 2011

Isı Ve Sıcaklık Arasındaki İlişki

ısı ve sıcaklık ilişkisi,
ısı ve sıcaklık arasındaki ilişki nedir

Isı ve Sıcaklık Arasındaki İlişki şöyle tanımlanabilir;
Sıcaklık, bir maddenin aldığı ya da verdiği ısı enerjisinin göstergesidir. Bu nedenle sıcaklığın var olmasının nedeni ısı enerjisidir.
Bir maddeye ısı enerjisi verildiğinde verilen ısı enerjisini alan tanecikler bu ısı enerjisini kinetik enerjiye çevirir. Bu nedenle taneciklerin kinetik enerjisi artacağı için maddenin sıcaklığı artar.
Bir madde dışarıya ısı enerjisi verdiğinde taneciklerin kinetik enerjisi azalacağı için maddenin sıcaklığı azalır.

Isı Ve Sıcaklık Arasındaki İlişkiye örnekler :

1- Yanan kibrit çöpü ile deniz suyunun sıcaklıklarının karşılaştırılması :
Kibrit çöpündeki bir molekülün kinetik enerjisi, deniz suyunu oluşturan moleküllerden birinin kinetik enerjisinden fazla olacağı için kibrit çöpünün sıcaklığı deniz suyunun sıcaklığından fazladır.

2- Yanan kibrit çöpü ile deniz suyunun ısılarının karşılaştırılması :
Deniz suyundaki bütün moleküllerin toplam kinetik enerjisi, kibrit çöpündeki moleküllerin toplam kinetik enerjisinden fazla olacağı için deniz suyunun ısısı kibrit çöpünün ısısından fazladır.

Gönderen: andajans1968 | Ağustos 12, 2011

Anadolu’da unutulmuş Ramazan Gelenekleri

Anadoluda Unutulan Ramazan Gelenekleri

Anadolu da Ramazan ayıyla özdeşleşmiş kimi adet ve gelenekler zamanın akışına paralel değişikliklerle sürdürülürken bir çoğu unutulmaya yüz tutmuş görünüyor.

Ramazanın ruhuna uygun olarak hemen yerde yoksullara gıda yardımı yapılıyor. Ramazan gelenekleri yörelere göre farklılık gösterirken¸ belediyeler iş adamları¸ varlıklı kişiler yoksul ailelere özel olarak hazırlattıkları gıda paketlerini dağıtıyorlar. Paketlerin dağıtılması¸ ailelerin rencide olmaması için genellikle marketlerin hazırladığı gıda paketlerinin fişlerinin dağıtılması şeklinde yapılıyor.

KAYSERİ’DE ARABAŞI YEMEĞİ

Kayseri’de özellikle ramazan aylarında yapılan arabaşı adlı yemek¸ bir çok aileyi bir araya getirerek sohbet etme fırsatı yaratıyor.

Bazı yörelerde “Arabaşı” olarak adlandırılan¸ arabaşı¸ tavuk¸ hindi veya kaz etinin¸ kemiklerinden ayrılıp kavrulmuş un ile yapılan çorbasının¸ muhallebi kıvamında un ve su ile pişirilen hamurun birlikte yendiği¸ çok eski bir yemek olarak biliniyor.

Ramazan aylarında arabaşı¸ mutlaka birden fazla ailenin davet edilmesiyle¸ hep birlikte yenilen bir yemek olma özelliğini koruyor. Bir araya gelen aileler¸ ev sahibinin hazırladığı arabaşı sofrası etrafında toplanıp¸ hoşça vakit geçirmeyi tercih ediyorlar. Arabaşı yenilirken¸ çorbaya hamuru düşüren cezalı sayılıyor ve arabaşını yapacak kişi olarak ilan ediliyor.

Gönderen: andajans1968 | Ağustos 12, 2011

Diş Kirası – Ramazan Gelenekleri

Diş Kirası Nedir – Ramazan Geleneği

Günümüzde unutulan geleneklerden biri de diş kirası…

Osmanlı döneminde zengin köşk veya konaklarda iftara davet edilen misafirlerin yanında fakir halk içinde sofralar hazırlanır çat kapı gelen Allah misafiri geri çevrilmez içeriye alınırdı. İftarın verildiği köşk veya konak ziyafet evi halini alırdı iftar sofralarda tabiri yerindeyse kuş sütü hariç her şey bulunurdu. Misafirler iftarını yapıp teraviye gitmek üzereyken hane sahibi tarafından kadife keseler içerisinde gümüş tabaklar kehribar tesbihler oltu taşlı ağızlıklar gümüş yüzükler.. diş kirası olarak hediye edilirdi. Fakir fukaraya ise hane sahibinin zenginliği ve cömertliğine bağlı olarak içinde gümüş akçe veya altın paralar bir kadife kese içerisinde diş kirası olarak verilirdi. Yemeğini bitirenler diş kiralarını aldıktan sonra “Kesenize bereket” “Allah daha çok versin” “Ziyade olsun” gibi dualarla konaktan ayrılırlardı.
“Diş kirası” denilen bu hediyenin zarif gerekçesi davetlilerin o gece zahmet edip gelerek hane sahibinin sevap kazanmasına vesile olmasıdır.
Tabii işin aslı bu vesile ile muhtaçlara yardımda bulunmak onları sevindirmektir.
Fatih dönemi sadrazamlarından Mahmut Paşa bu konuda çok güzel örnek olmuştur. Mahmut Paşa Ramazan ayı geldiğinde kesenin ağzını açar konağında verdiği iftar ziyafetleri dillere destandır. Paşanın sofrasında oruç açanlar “diş kirasına” ilaveten her akşam mutlaka ikram edilen nohutlu pilavın gelmesini dört gözle beklerdi. Dişlerine takılma ihtimali olan sert bir sahte nohut yakalama ümidiyle…
Bu sahte nohut konusu da çok enteresandır. Çünkü Paşa kazanlarda pilav pişirilirken pilavın içine nohut biçimi verilmiş altınlar atardı.

Gönderen: andajans1968 | Ağustos 11, 2011

Kepekli ekmeğinin özelliği

Kepek ekmeğinin yararları nelerdir?
Kepekli ekmeğin faydaları,
Kepekli ekmeğin yararları

Kepek ekmeğinin faydalarını içeren bilgiler aşağıdadır. Bilgilerinize…

Uzmanlar, kepekli ekmeğin beyaz ekmekten daha faydalı olduğu konusunda insanları uyarıyor.

Kepekli ekmeğin faydaları:
Kepekli ekmek, çiğneme müddetini uzatır.
Tükürük salgısını da arttırdığı için fazla gıda alımını önler.
Midede fazla kalacağı için çabuk acıktırmaz.
Bağırsaktaki geçişleri ise hızlandırır.
Kabızlığa faydası olur.
Kepek suda çözülmez.
Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağlı maddelerin emilmesine kısmen mani olur.
Kan şekeri ve kan yağları üzerine müsbet tesir yapar.
Kepek ve posalı gıdalar sindirim sisteminde kanserin meydana gelmesini azaltır.
Kepekteki fitik asit, kalsiyum, demir ve çinko elementlerinin fazla emilmesini azaltır.
Kepekli un mayalanırsa, bu zararlı etkisi kaybolur.
Bol kepekli ekmeklerin kalori değeri azalmakta, buna karşılık vitamin ve protein değeri artmaktadır. Bu sebeple şişmanlığı önlemektedir.
Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağların emilmesine kısmen mani olur.
Kanda lipid ve kolesterol üzerine etkili olur.

Gönderen: andajans1968 | Ağustos 11, 2011

Ergenlik sivilceleri

Ergenlik sivilcelerinden kurtulmanın pratik çözüm yolları
Ergenlik sivilcelerinden kurtulmanın yolu
Ergenlik sivilcelerin için pratik çözüm yolları

Ergenlik çağındaki birçok kişide ergenlik sivilceleri oluşur. Ergenlik sivilceleri insanın moralini bir hayli bozar. Gençler her zaman çok güzel ve yakışıklı görünmek isterler. Aynanın karşısında saatlerce kalırlar. Bir sivilce gördüklerinde ise neredeyse kıyametleri koparırlar. Aslında ergenlik sivilcelerini yok etmek mümkün.

İşte size ergenlik sivilcelerinden kurtulmanın en pratik çözüm yolu:
* Bir bardak suya, 10 gram kuru yada taze ceviz yaprağı koyulur ve yaklaşık olarak 10 dakika kaynatılır. Kaynatılmış olan bu suyu düzenli olarak sivilcelerin üzerine kompres yapılır.
* Sabun otu kökünü kaynatarak elde edilen suyla cilt düzenli olarak temizlenir.
* Taze sinirotu yaprakları ezilerek lapa haline getirilerek sivilcelerin üzerine konulur.
* Marul iyice sıkılır ve suyu ile sivilcelerin üstüne kompres uygulanır.
* 3 bardak suyun içine, 20 gram marul doğranır ve yaklaşık 2 saat kaynatılır. Elde edilen su ile sivilcelere kompres uygulanır.
* Civanperçemi otu 5 dakika kadar kaynatılır ve yaklaşık 15 dakika kadar bekletilir. Elde edilen su ile günde bir kaç kez sivilcelerin üzerine düzenli olarak kompres yapılır.
* Papatya, pırasa suyunda kaynatılır. Daha sonra süzülerek elde edilen posaya şahtere otu ilave edilerek pomat haline gelinceye kadar badem yağı ile yoğrulur. Hazırlanan pomattan sivilcelerin üzerine düzenli olarak sürülür.
* Nar kabuğu sirke ile beraber kaynatılır. Elde edilen sıvı gül suyu ile karıştırılır. Elde edilen bu karışıma batırılan temiz bir pamukla sivilceli bölge pansuman yapılır.

Gönderen: andajans1968 | Ağustos 9, 2011

Yeryüzünü Biçimlendiren Kuvvetler

Yeryüzünü Biçimlendiren Kuvvetler

YERYÜZÜNÜ BİÇİMLENDİREN KUVVETLER

YERKÜRE’NİN YAPISI
Yeryuvarlağı, iç içe kürelerden meydana gelmiştir. Bunlara geosfer adı verilir. Geosferlerin yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır.

A. YERKABUĞU
Litosfer ya da taşküre olarak da adlandırılır. Yerküre’nin en hafif ve en ince tabakasıdır. Yeryüzünden itibaren ortalama 33 km derinliğe kadar uzanır. Yerkabuğu, bileşimleri ve yoğunlukları birbirinden farklı iki tabakadan oluşur.

1. Granitik Kabuk (Sial)
Bileşiminde silisyum ve alüminyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 2,7 – 2,8 gr/cm3 tür. Katı halde bulunur. Kalınlığı okyanus tabanlarında az iken, kıta tabanlarında fazladır.

2. Bazaltik Kabuk (Sima)
Bileşiminde silisyum ve mağnezyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 3 gr/cm3 dolayındadır. Sial’in tersine okyanus tabanlarında kalınlaşır, kıta tabanlarında incelir.

B. MANTO
Yer çekirdeğinin örtüsü durumunda olduğundan bu ad verilmiştir. Astenosfer adı da verilir. Yerküre’nin yaklaşık 33 km ile 2900 km derinlikleri arasında yer alır. Yoğunluğu yerkabuğuna oranla daha fazladır. (5 – 6 gr/cm3) Mantonun üst kısmındaki maddeler plastik özelliği gösterir. Sıvı haldeki manto malzemesine mağma denir.

Gönderen: andajans1968 | Ağustos 9, 2011

Türkiye’nin Beşeri Coğrafyası

TÜRKİYE’NİN BEŞERÎ COĞRAFYASI

NÜFUS
Nüfus, belirli bir yerde yaşayan insan sayısını ifade eder.

NÜFUS ARTIŞI
Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır.
Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksek ise, ülkenin gelişimi yavaşlar veya geriler.
Nüfus artış hızı kalkınma hızından düşük ise, ülkenin gelişimi artar.
Nüfus artışının olumlu sonuçları olduğu gibi, olumsuz sonuçları da olabilmektedir.

TÜRKİYE’DE NÜFUS SAYIMLARI VE SONUÇLARI
Nüfusla ilgili bilgiler, genellikle nüfus sayımı sonuçlarından elde edilir. Bu sayımlarla nüfusun sayısı, meslek grupları, yaş durumu, eğitim, ailedeki nüfus sayısı, kadın – erkek nüfusu, nüfus artış hızı gibi bilgiler elde edilebilir. Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, en son nüfus sayımı ise, 22 Ekim 2000 tarihinde yapılmıştır.
1927 – 2000 yılları arasında nüfus yoğunluğu ve miktarı sürekli artmıştır.
1927 yılında 13,6 milyon olan nüfus, 1997 yılında 62,8 milyona yükselmiş, 2000 yılındaki son sayımda 70 milyon civarında olmuştur.
Nüfus artış hızı en az 1940 – 1945 yılları arasında, en fazla 1955 – 1960 yılları arasında gerçekleşmiştir.

TÜRKİYE’DE NÜFUSUN DAĞILIŞI
Türkiye’deki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır. Türkiye’de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır:

1. Fiziki Faktörler
a. İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılıman iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun değildir.
b. Yerşekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşeli plâtosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir.
c. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulunduğu alanlar (Çukurova, Gediz, B. Menderes) nüfusça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır.

Gönderen: andajans1968 | Ağustos 8, 2011

Tevfik Fikret Sen Olmasan Şiiri

Tevfik Fikret Sen Olmasan Şiiri
Tevfik Fikret Sen Olmasan
Sen Olmasan Şiiri Tevfik Fikret

SEN OLMASAN
Puan Ver :
Sen olmasan… Seni bir lâhza görmesem yâhut,
Bilir misin ne olur?
Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud
Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,
Ve bulur;
Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
Bu rûh-ı mecrûhu?..

Sen olmasan… Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
Yaşar mıyım dersin?
Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;
Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar
Ne hazin
Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,
Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,
Bu kalb-i muztaribim?

Sen olmasan… Bu samîmî bir îtirâf işte;
Sen olmasan yaşayamam:
Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;
Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten?…
Akşam
Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
Bükâya değse hayat!..
Tevfik Fikret

Gönderen: andajans1968 | Ağustos 8, 2011

Ahmet Haşim Piyale Şiiri

Ahmet Haşim Piyale,
Piyale Şiiri Ahmet Haşim,
Ahmet Haşim’in piyale şiiri

Zannetme ki güldür ne de lale
Ateş doludur tutma yanarsın
Karşında şu gülgun piyale.. .

İçmişti Fuzuli bu alevden
Düşmüştü bu iksir ile Mecnun
Şi’rin sana anlattığı hale.. .

Yanmakta bu sagardan içenler
Doldurmuş onunçün şeb-i aşkı
Baştanbaşa efgan ile nale.. .

Ateş duludur tutma yanarsın
Karşında şu gülgun piyale!..

Eski Gönderiler »

Kategoriler

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.